Yandex

Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs) Nedir ?

Kıl dönmesi veya tıbbi adıyla PİLONİDAL SİNÜS, cilt altı kıl yuvası demektir.  Kıl dönmesi, kılların kuyruk sokumunda ve nadiren de göbekte cilt altına geçip yara, apse ve fistül oluşturmasıdır. Pilonidal sinüs (kıl dönmesi) genellikle kuyruk sokumunda görülen, infeksiyon, apse ve/veya deriye açılma (sinüs) ile karakterize bir hastalıktır.

Kimlerde Görülür?

Kıl dönmesi daha çok 16 ila 30 yaş arası kıllı ve gürbüz, genç erkeklerde, nadiren de genç bayanlarda görülür. Özellikle jeans şeklinde dar pantolon giyen ve uzun süre sert büro koltuklarında ve bilgisayar başında, özellikle kaykılmış pozisyonda  oturanlarda veya uzun süre otomobil kullananlarda veya uzun süre otobüs yolculukları yapanlarda daha sık oluşur

Nasıl Oluşur?

Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk sokumundaki iki kaba et arasında bulunan kıllı ve terli oluğa takılıp sürtünmeleriyle oluğun en dibindeki ter bezi deliklerinden vida gibi dönerek cilt altı yağ dokusu içine hissettirmeden girmesi, labirentler açmasıyla oluşur. Peşinden labirentlere giren bakterilerin de katkısı ile çevresini iltihaplandırır; cerahatlı veya kanlı, pis kokulu akıntılar ve apseler oluşturabilir.

Oluş şekline gelince; kıllar yılan derisindeki gibi yivli veya pullu olup, dar ve sıkışık veya sürtünmeli ortamlarda kıpırdandıkça tek yönde ilerlerler. Saç telini iki parmak ile tutup hafifçe ovuşturunca bu hareketi açıkça görmek mümkündür. Benzer şekilde iki kaba et arasındaki herhangi bir serbest kıl, sürtünme, itelenme ve dönme hareketi ile oluğun dibine doğru hareket eder ve tahriş olmuş cildi zedeliyerek cildi geçer ve yavaş yavaş kendine ciltaltında bir yuva yapmaya başlar. Aşırı terleme nedeni ile genişlemiş bir ter bezi ağzından da deri içine girebilir. Bir kılın girmesiyle  peşinden bunu başka  kıllar takip eder. Giderek bu minik ağız, kılların minik zorlaması ile genişler, deri hücreleri ter bezinin ve deliğin içine doğru yürür ve deliklerin iç yüzeyi cildin üstünü örten epitel ile döşenerek minik bir tünel oluşur ve peş peşe kılların buraya girmesi kolaylaşır. Uzun saç kılları bile girebilir. Bazen bir kaç kıl girdikten sonra tünel girişi iyileşip kapanabilir. Ama tünel içindeki kılların ve bakterilerin cilt altında derinlere doğru ilerlemesi ve iltihaplanmalar devam eder. Günün birinde mutlaka apseleşme ve fistülleşme olur. Fistül ağızlarının % 78'i oluğun sol kenarında ve % 82'si kıl giriş deliklerinin yukarı tarafında yer alır.

Kıl dönmesinin Kuyruk Sokumunu Tercih Etme Sebebi Nedir?

  1. Mekanik Teori
  • Sırttan dökülen kılların kaba etler nedeni ile oluşan derin olukta kolayca birikmesi,
  • İki kaba etin birbirine veya oturulan zemine veya sert ve dar giysilere sürtünmesi ile kılların rahatlıkla yürüyebilmesi,                                    
  • Kapalı ortam nedeni ve burada terlemenin de fazla olması nedeniyle oluktaki cildin incelmesi ve kolayca delinip tahriş olması ve alttaki sert kuyruk kemiğinin baskısından dolayı kılların daha da kolay ilerleyebilmesidir. 

Embriyolojik Teori

İnsan vücuduna ana rahmindeyken cilt elbisesi, pelerin şeklinde yukardan aşağıya giydirilir; cilt pelerinin fermuarı gibi kuyruk sokumunda kapatılır. Kapanma sırasında bir kısım kıl folikülleri(yuvaları) altta kalabilir. Kıllanma yaşına gelince bu bölgede kıllar büyüyerek dermoid kist oluşturabilirler.

Kıl Kistinin Görüldüğü Başka Yerler Yok Mudur?

Kıl dönmesinin bir başka görüldüğü yer de göbek çukurudur. Göbek çukuru derin ve dar olan kıllı kişilerde iltihaplanma ve akıntı  olabilir. Kıllar buraya da girerek pis kokulu akıntılar, hatta nadiren, göbek çukurunda veya karın içinde abse ve fistüller oluşturabilirler.  

Kıl Dönmesinin Belirtileri Nelerdir? 

Kuyruk sokumunda veya makatın biraz yukarısında  akıntı olması veya akıntısız , kıllı, kılsız, milimetrik delikler görülmesi , bazen de şişlik ve ağrı ile kendini gösteren apse oluşmasıdır. Muayene ve tetkiklerde içi iltihabi granülasyon dokusu ve tutam şeklinde kıl dolu kesecikler , fistüller(delikler) ve olayı çepe çevre sınırlayan ve kılların daha derinlere gitmesini önemli ölçüde önleyen kalın sert (fibrotik) sert bir kılıf görülür.

Abselerin hacmi 1 cc'den 100 cc'ye kadar değişir ve kendini lokal ısı ve ağrı, sistemik ateş ve halsizlik ile belli eder. 

Kıl Dönmesi Doğuştan Olabilir Mi? 

Son yıllardaki araştırmalar ve histopatolojik incelemeler hastalığın doğuştan değil sonradan kazanıldığını göstermektedir. Tedavi ve takiplerini yaptığımız hastaların hiç birinde kıl ve iltihabi tahriş ile oluşan granülasyon dokusu dışında farklı dokuya örneğin kıl ve ter üreten follikül ve ter bezlerine, müstakil deri dokusuna rastlanmamıştır. Bu bulgular hastalığın doğuştan olmadığını gösterir. Ancak kuyruk sokumunda, doğuştan kalan çukur ve delikler varsa bunlar kıllanma dönemi gelince az da olsa risk teşkil eder. 

Tedavi Edilmezse Ne Gibi Sorunlar Gelişebilir? 

Eğer bu hastalık tedavi edilmezse kuyruk sokumunda  akıntı,bu  bölgede kötü kokulu pişikler eksik olmaz ve zaman zaman da apseleşmeye neden olur. İkide bir ağrılı apseler nüks eder. Hastalık sağa sola yanlara doğru genişler, bölge köstebek yuvasına dönüşür.

Yani; epidermis denilen deri hücreleri, kılların peşinden kıl kesesinin ve deliklerin içine girip yeni yeni tüneller veya labirentler oluşturur; daha çok yatay, nadiren dikey yönde, çok yönlü olarak deri dokusu içinde ilerler. Labirentler içine giren kıl sayısı da, tahriş de artar; hastalık durmadan genişler, pek çok delikten zuhur eden pis kokulu akıntılar dayanılmaz olur. Kısacası hastanın günlük yaşamını etkiler , konforunu ve HİJYEN koşullarını bozar.Yıllarca süren kronik, iltihabi akıntılar sonucunda epidermoid kanser de gelişebilir. Veya hastalık, nadiren de olsa derinleşerek  makata rektum denilen  kalın bağırsağın son kısmına  ilerleyebilir. Haliyle bu durumda tedavi zorlaşır ve olaya multidisipliner yaklaşmak gerekebilir. 

Kıl Dönmesi Nasıl Tedavi Edilir? 

Kıl dönmesinin birçok tedavi yöntemi vardır. Fakat bu güne değin en fazla uygulanan tedavi şekli cerrahidir. Cerrahi tedavi şekilleri çoktur ve hemen hepsinde hastalıklı dokular sağlam çevre doku ile birlikte genişçe çıkarılır. Y  Yara  ya açık bırakılarak aylar süren pansuman ile kapanması beklenir. Ya da çeşitli yara kapama teknikleriyle kapatılır.  Kapalı yöntemlerden Limberg'in tarif ettiği, derin oluğu düzleştirici flep rotasyonu, en radikal ve nüksü en az yöntemdir.

Limberg Yöntemi Uygulanmış Bir Hastanın Görünümü

Ancak 2 - 3 günü hastanede olmak üzere 5 ila 10 gün yatak istirahati, iki gün süreli hemovak dren,,on gün süreyle antibiotik ve yüz üstü yatma gerekliliği ile ve üzerine oturulmaması, bir hafta su değdirilmemesi gibi kısıtlamalarla, operasyon sırasında en ufak bir kıvrım gamze veya oluk bırakılmaması gibi koşullarla hem hasta hemde cerrah için oldukça sıkıntılı durumlar arz eder. Bütün bunlara rağmen nüks riski 'u bulur. Bu nedenle alternatif yöntem araştırmaları devam etmiş ve son yıllarda gümüş nitrat ve fenol ile yapılan konservatif (ameliyatsız) yöntemlerle  oldukça yüz güldürücü sonuçlar elde edilmiştir. Bizim kendi deneyimlerimizde bu yöndedir.

Hastalığı Veya Nüksü Önlemenin Bir Yolu Yokmudur?

Gerek hastalığı ve gerekse nüksü önlemenin olmazsa olmaz koşulu hijyen şartlarına azami oranda uymaktır! HİJYENİK BAKIM, İNCE SIHHİ TEMİZLİK DEMEKTİR; şöyle ki;

  1. Hekimin önerdiği şekilde, hastalar temizlik ve hijyen şartlarına  riayet etmeli,ameliyat olmuş hastalar pansumanlarını aksatmamalıdır.Yara veya kıl giriş delikleri iyileştikten sonra, kuyruk sokumu oluğu her gün en azından taharetlenirken yıkanıp silinerek boşta gezen kıllar temizlenmeli.
  2. Kuyruk sokumu sabah akşam giyinirken el ile 3 - 5 saniye fırçalanıp kıl, hav, yün ne varsa uzaklaştırılmalı
  3. Çok kıllı olanlar, 30 yaşına kadar kuyruk sokumu oluğunu, haftada bir kez kıl dökücü krem ile veya cımbızla temizlemeli, kaba etlerini genişçe traş ettirmelidir.(Zira 30 yaşından sonra, kuyruk sokumu cildi nispeten daha az terler ve kurur, giderek sertleşip kalınlaşır ve delinme riski kalkar.) İSTER Ameliyatla İster İlaçla Tedavi Olsun Tedavi Sonrası Hijyenik Bakım Tedavinin Uzun Süreli Başarı Şansını Doğrudan Etkiler.