Yandex

Meme Sağlığı Ve Meme Muayenesi

Meme; kabaca 3 dokudan oluşur

  1. süt bezleri ile burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallar ve
  2. bunların arasını dolduran yağ ve
  3. bağ dokusundan oluşur.
  • Memebaşı, areola denen koyu renkli cilt bölgesinin ortasında bulunur.

Memeler, sağlı-sollu kaburgaların üzerindeki göğüs kaslarının önünde bulunur.

Memeler aynı zamanda lenf denen renksiz sıvıyı taşıyan lenf kanallarını da içerir. Lenf kanalları küçük yuvarlak lenf bezlerine açılır. Memeye ait lenf bezi grupları, başlıca 3 bölgede bulunurlar;

  1. memenin dış kısmına yakın olanlar koltukaltında,
  2. köprücük kemiğinin üstünde ve
  3. sternum (iman tahtası) denilen kemiğin yanında

Lenf bezleri, lenf sisteminde olabilecek bakteri, kanser hücreleri ve diğer zararlı bileşenleri tutarlar

  • Meme gelişimi sırasında uygun sütyen kullanılmaması memelerde şekil bozukluğuna yol açabilmektedir, ergenliğe girdikten sonra sütyen kullanılmaması veya geç kullanılması memelerin sarkmasına ve gereğinden fazla iri olmasına sebep olabildiği gibi, çok sıkı sütyen kullanılması da memelerin taşarak koltuk altına doğru yağ topakçıklarının oluşmasına neden olur.

Memede Ağrı:

Memede ağrı (mastalji), kadınlarda en sık rastlanan şikayetlerin başında gelir. Adet öncesi dönemden 2 hafta önce başlayan ve adetin başlamasıyla azalan ağrı dışında, gerilme ve şişkinlik gibi şikayetlerde en sık rastlanılan şikayetlerdir.

Adet dönemleriyle ilişkisiz meme ağrıları ise daha önce geçirilmiş bir meme ameliyatına, göğüs duvarı veya boyun kaslarından kaynaklı yansıyan bir ağrıya, hormonal değişimlere, psikolojik sebeplere, kafein alımına ve diyetle bazı önemli yağ asitlerinin eksik alınmasına bağlı olarak oluşabilir.
Menopoz sonrası kemik erimesi veya sıcak basmasına yönelik alınan bazı hormonal ilaçlar ya da psikoterapi ilaçları da meme ağrılarına neden olabilir.

Memede ağrı sebepleri arasında kanser nadiren yer alır. (Meme ağrısıyla doktora başvuranların sadece yüzde 3'ünde kanser saptanabilmektedir.) Meme kanserli hastaların da sadece yüzde 5'inde memede ağrı şikayeti bulunur. Çoğunlukla kitle ile birlikte ağrı olması, memede ani oluşan apse veya zararsız selim kistlerle ilgilidir. Bu kistlerin içindeki sıvının boşaltılması veya apsenin boşaltılması hastanın ağrısının hemen geçip rahatlamasını sağlar.

Mastaljide hasta psikolojisi son derece önemlidir.
Çoğu zaman; meme ağrısı olan hastaların yaşına uygun görüntüleme tetkikleri yapıldıktan sonra normal dışı bir bulgu saptanmadığını görmesi bile hastanın rahatlamasına ve ağrısının geçmesine sebep olmaktadır.

Bu nedenle hasta mutlaka rahatlatılmalı, muayene bulgularının ve radyolojik tetkiklerin normal olduğu kendisine net bir şekilde söylenmelidir.

Kahve veya çay içimlerinin kısıtlanmasının ya da E vitamini gibi uygulamaların ağrıyı azaltıcı etkileri henüz bilimsel verilerle kanıtlanmış değildir. Adetle ilgili veya ilgisiz ciddi meme ağrılarında kas ağrısı, kiste bağlı ağrı, psikolojik nedenler veya kullanılan ilaçlar sorumlu tutulmuyorsa ve bunların dışında başka sebepler olduğu düşünülüyorsa hastalara danazol, bromokriptin gibi, bazı meme ağrısına yol açtığı düşünülen hormonları baskılayan hormonal ilaçlar verilebilmektedir. Ancak ciddi yan etkileri bulunan bu ilaçlar nadiren kullanılır. Bunun yerine gerekli yağ asitlerini yerine koyma amaçlı yan etkileri yok denecek kadar az olan evening primrose oil tabletleri (çuha çiçeği yağı), balık yağı hapları veya benzer etkili öğütülmüş keten tohumu yiyeceklerle (örneğin yoğurt içinde) kullanılmaktadır. Ancak bu tür uygulamaların etkisi birkaç haftada ortaya çıkmakta ve en az 3-6 ay devam edilmesi gerekmektedir. Çok şiddetli ağrılarda etkisini çabuk göstermesi nedeniyle kısa süreli ağrı kesiciler verilebilir.

Meme Muayenesi Nasıl Ve Ne Zaman Yapılmalıdır?

Kendi kendine meme muayenesi en fazla ayda bir defa sıklıkla ve de adet bitiminde yapılmalıdır. Ya bir ayna karşı sın da veya tercihen de yatarak yapılmalıdır. Meme muayenesi 2 veya 3 parmakla ve parmak uçlarıyla hamur açar gibi yapılmalı, iki veya üç parmakla üstten-alttan sıkarak yapılmamalıdır.

Bu muayene sırasında ele ufak tefek sertlikler ve pürüzler gelebilir, bunlar önemli şeyler değildir. Ancak nohut veya fındık gibi sertlikler ele gelirse bunlar önemsenmelidir.

Gene aynı şekilde doktora muayene için ve görüntüleme tetkikleri yaptırmak için de adet bitiminde (tercihen 5. Günden sonra) gidilmelidir.

Memebaşı Akıntısı

Meme başından masajla veya sıkmakla, her iki memeden ve/veya birden fazla kanaldan, süt rengi ya da yeşil renkli bir akıntı gelmesine normal durumlarda da rastlanabilir. Kistik meme yapısında da sıkmakla birden fazla kanaldan gri-yeşil renkli bir akıntı gelebilir. Bu tür her iki memede veya tek memede birçok kanaldan, süt rengi veya yeşil renkli akıntılar gelmesi selim belirtiler olarak değerlendirilmektedir. Bu durumlarda doktor tarafından muayenede de normal bulgular saptanırsa, hastanın yaşına göre (35-40 yaş altı) sadece ultrasonografi çektirilmesi yeterlidir, sonuç normal ise hasta takip edilir. Hastaya akıntıyı provoke etmemesi için meme başını sıkmaması tavsiye edilir. 

Tek memeden ve tek kanaldan kendiliğinden gelen kanlı veya şeffaf renkli akıntılar, sebebi araştırılması gerekli memebaşı akıntılarını oluştururlar. Bu durumda hemen doktora başvurulması gerekir. Hasta 35 yaş üzeri ise ultrasonografiye ek mamografi de çektirilmesi gerekebilir. Doktor tarafından muayene bulguları, mamografi ve ultrasonografi gibi görüntüleme tetkiklerinin sonuçları birlikte değerlendirildikten sonra normal bulunursa önemli bir sorun yok demektir. Doktor gerekli görürse manyetik rezonans görüntüleme ve/veya duktografi gibi ek görüntüleme yöntemlerine başvurabilir. Son yıllarda akıntının geldiği memebaşındaki kanaldan 1 mm'den ince ışıklı bir aletle (duktoskopi) girilerek, kanal içi bir lezyon olup olmadığı araştırılmaktadır. Bu tür memebaşı akıntılarında üçte iki oranında selim ancak meme kanseri riskini artıran bir lezyon olan intraduktal papillom, ikinci sırada ise yüzde 9-20 oranla kanser saptanmaktadır.

Memenin İltihaplı Hastalıkları

Memenin iltihaplı hastalıkları (mastitler), 18-50 yaş arası görülür. Apse varsa acilen cerrahi olarak boşaltmak gerekebilir. Klinik olarak bazen meme kanserinden ayırt etmek zor olabilir. Antibiyotik tedavisine cevap vermeyen enfeksiyon durumlarında kanseri ekarte etmek için mutlaka biyopsi yapılmalıdır.

Memede İltihap (Laktasyonel Mastit):

Emziren annelerde; en sık doğum sonrası 1. haftada olmak üzere yüzde 3-20 arası memede iltihabi olaylar gelişebilir. Meme başındaki çatlaklar, yaralar, kabuklanma ve kötü hijyen meme başında mikrop üremesine yol açabilir. Böyle durumlarda antibiyotikle tedavi yapılmazsa üçte birinde mastit gelişir, antibiyotik ile bu oran yüzde 5'lere düşmektedir. Böyle durumlarda emzirmeye devam etmek veya sütün pompa yardımıyla boşaltılması apse oluşumunu engelleyebilir. Memedeki iltihap zemininde apse gelişmişse görüntüleme eşliğinde ya da cerrahi olarak boşaltmak gerekir. Zamanında müdahale edilmeyen vakalarda ciddi septik tablolar oluşabilir. Emziren annelerde; penisiline karşı allerji varsa sefalosporin, klaritromisin, eritromisin benzeri antibiyotikler kullanabilir. Apse boşaltıldıktan sonra emzirme işlemine devam edilebilir, bu aynı zamanda stazı(ödemi) azaltır ve enfeksiyonun gerilemesine yardımcı olur. Memede süt birikmesi memedeki iltihabi hadiseyi alevlendirir ve apsenin tekrarlamasına neden olur. Bu nedenle emzirme mümkün olmuyorsa mutlaka elle veya pompa ile sütün boşaltılması gerekmektedir.

Memede Kistler

İçi sıvı dolu kesecikler olan kistler, memedeki süt kanalı bezlerindeki genişlemeler sonucunda oluşurlar. Her 14 kadından birinde ve sıklıkla 40-49 yaş arasında görülür. Genel olarak memedeki kitlelerin yüzde 25’ini oluştururlar. Kistlerin beşte biri 1 cm'den büyük ve yarısı da bir cm’den daha küçüktürler. Süt emziren annelerde galaktosel denen içi sütle dolu kistler görülebilir. Basit kistlerin yarısından çoğu ilk yıl kaybolurken, yüzde 12’si ise 5 yıl sonra hala görülebilirler. Basit kistler düzgün ince cidarlı, kompleks kistler ise içinde solid (katı) kısımlar içeren, bölmeli, sıvı içeriği yoğun görünümlü, cidarı düzgün olmayan kistlerdir. USG/MMG’deki ele gelmeyen basit kistler ağrı vb. herhangi bir belirti vermiyorsa takip gerektirmizler. Adetlerle ilişkili kistler büyüyüp küçülebilirler. Ele gelen veya ağrılı kistlerdeki sıvı, enjektörle boşaltılabilir. Sıvı kanlı ise veya birden fazla tekrar eden kistten boşaltılmışsa tahlil için patolojiye göndermek gerekebilir. Bu işlem sonrası 3 aylık takipte kist tekrarlamıyorsa ve içeriği kanlı değilse, bu selim veya basit bir kist özelliği taşıyor demektir. Kist içeriği kanlı ise intrakistik kanserler görülebileceğinden örneklerin patolojiye gönderilmesi gerekir. Bu nedenle şüpheli durumlarda cerrahi olarak bu tür kistlerin çıkartılması gerekir. Benzer şekilde içinde solid yapılar olan komplike kistlerde kanser görülme ihtimali solid yapı oranı azsa yüzde 0.3, fazlaysa yüzde 23 gibi yüksektir. Bu nedenle komplike kistlerden aspirasyon sitolojisi veya solid komponentten biyopsi yapmak gereklidir.

Fibroadenomlar

Kadınlarda memede en sık görülen selim(iyi huylu) tümörlerdir. Genelde 20-35 yaş arası genç kadınlarda görülür. Hastaların çoğunda tek olarak görülür, yüzde 10-15’inde ise birden fazla rastlanır. Fibroadenomların üçte ikisi basit fibroadenomlardır ve ek risk faktörü yoksa (aile hikayesi gibi) meme kanseri riski taşımazlar. Kompleks fibroadenomsa ve aile hikayesi varsa meme kanseri riskinin 3 kat arttığı gözlenmiştir. 40 yaş üzeri kadınlarda, büyüme hızı fazlaysa (birkaç hafta içinde birden büyümüşse), 2 cm'den büyükse, meme kanseri açısından aile hikayesi mevcutsa fibroadenomların mutlaka çıkarılması gerekir. Ergenlik çağındaki genç kızlarda hızlı büyüyen dev fibroadenomlar (5 cm'den büyük) görülebilir. Bunların da cerrahi olarak çıkarılması şarttır. Bu tür hastalarda mastektomi veya plastik cerrahi operasyonlarına gerek yoktur. Sadece fibroadenomun çıkarıldığı operasyonlarda kozmetik görüntü bozukluğu pek görülmez.

Filloides Tümörler

Tüm meme tümörlerinin yüzde 1’inden azını oluştururlar. Klinik olarak dev fibroadenomlarla karışabilirler. Dev fibroadenomlardan patolojik olarak, klinikte nüks etmesi ve başka organlara yayılmasıyla ayırt edilirler. Gerek ultrason ve mamografi, gerekse manyetik rezonans görüntülemede fibroadenomlarla filloides tümörleri ayırt etmek son derece zordur. Kalın iğne biyopsisi yapılabilir ancak pek güvenilir değildir. Kesin ayrım cerrahi olarak tüm kitlenin çıkarılması sonucu patolojik incelemeyle ortayakonulur.

Filloides tümörlerde temel tedavi cerrahi olarak kitlenin tamamen çıkartılmasıdır. Memede kozmetik olarak yeterli doku kalıyorsa, etrafında 1-2 cm. temiz doku kalacak şekilde meme koruyucu cerrahi yapılması yeterlidir. Tüm memeyi kaplayan, örneğin 20 cm. büyüklüğünde bir tümör ise onkolojik olarak ancak tüm memenin alınması gerekebilir. Memenin alınmasını takiben, aynı seansta plastik cerrahi operasyonla protez konulabilir. Fillodes tümörlerde memede lokal nüksler oluşabilir ve uzak organlara (akciğere) atlayabilirler. Selim filloideste genel sağ kalma oranları 5 yıllık yüzde 91, habis filloideste ise yüzde 82'dir. Selim filloidesli hastalarda tedavi tamamen cerrahidir. Habis vakaların sadece bir kısmına (yüksek riskli olanlarına) göğüs duvarına ışın tedavisi ve kemoterapi (ilaç tedavisi) uygulanması gerekebilir. Esas olan yeterli cerrahi tedavidir, cerrahi tedavi sonrası bu ek tedavilerin rolü ise tartışmalıdır.

İntraduktal Papillomlar

İntraduktal papillomlar genelde memebaşı ardındaki süt kanallarından kaynaklanırlar, bazan memenin daha dış bölgelerinde de görülürler. Memebaşı ardında görülen kanlı memebaşı akıntılarının en sık rastlanan sebebini oluştururlar ve 30-50 arası yaşlarda görülürler. Genelde süt kanalı içinde 1 cm'den küçük, 3-4 mm’lik tümörler olarak görülürler. Memenin dış bölümlerinde görülen papillomlar daha genç hastalarda, daha az sıklıkla memebaşı akıntısıyla beraber görülürler.Birden fazla ve memenin daha dışında görülen intraduktal papillomlarda beraberinde veya sonrasında her iki memede kanser görülme riski , memebaşında görülen tek intraduktal papillomlara oranla artmaktadır.