Yandex

Obezitenin Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Obezite nedeniyle cerrahi olmayan yöntemlerle kilo verme programlarına katılan hastaların neredeyse tamamının, verdikleri kiloları beş yıl içerisinde tekrar aldıkları görülmüştür. Piyasada kilo kaybı sağlamaya yönelik reçeteli ya da reçetesiz satılan bir sürü ilaç bulunmasına rağmen, bunların morbid obeziteyi uzun vadeli tedavi edecek önemli bir rolü bulunmamaktadır. İştah azaltan ilaçlar ancak 15 ile 30 kg kadar kilo vermeye yardımcı olabilmekte, buna karşın bu ilaçların çok ciddi yan etkileri ile karşılaşılmaktadır. Kilo vermeye yönelik çeşitli profesyonel programlar, düşük kalorili diyetler ve fiziksel aktivite arttırıcı yöntemler ile birlikte hastalarda haftada bir ya da iki kilo kaybı gözlenmiştir, ancak bu kiloların neredeyse tamamı yaklaşık 5 yıl içinde tekrar alınmaktadır. İşte bu nedenle yukarıdaki gerekçeleri göz önünde bulunduran günümüz tıbbı “MORBİD OBEZ” lerde yani vücut kitle index’i 40’ın üzerinde olanlarda kilo kaybını kalıcı olarak sağlamak amacıyla değişik yöntem arayışına girmiş ve daha sonra detaylı olarak anlatacağımız birtakım girişimsel yöntemleri ortaya koyarak uygular hale getirmiştir.

Obezite Cerrahisi Ne Demektir?

Günümüzde “MORBİD OBEZLERDE” yani vücut kitle index’i 40’ın üzerinde olanlarda kilo kaybını sağlayan çeşitli girişimsel yöntemler ve ameliyatlar uygulanmaktadır.Aşırı kilolu hastaya kilo verdirmek üzere uygulanan cerrahi müdahalelere obezite cerrahisi, veya Eski Yunancada ağırlık anlamına gelen "baros" sözcüğünden türetilen bariatrik cerrahi adı verilir. Bu metotlar aslında midenin ya da incebağırsakların bir kısmının çıkarılmasına dayanan kanser ve ülser ameliyatlarından geliştirilmiştir. Bu operasyonları geçiren hastaların ameliyattan sonra hızla kilo kaybetmesi, cerrahların aynı prosedürleri morbid obezitenin tedavisinde de kullanma fikrini geliştirmesine yol açmıştır.

Obezite Cerrahisinin Temel Prensipleri Nelerdir?

Günümüzde “Bariatrik Operasyonlar” monitorlere bağlanan video-kameralar yardımıyla minimal invaziv laparoskopik tekniklerle gerçekleştirilmektedir. Bu teknik, cerraha hastanın karnında büyük bir yara açmadan karın içini gözleyebilme ve işlem yapabilme olanağı sağlar. Laparoskopik cerrahi geçiren hastalar, geleneksel-açık cerrahi ile ameliyat edilenlere göre tipik olarak daha az perioperatif ve postoperatif sağlık problemleri yaşarlar ve diğerleri hastanede 4-6 gün kalırken, 1-3 gün kalırlar. Diğerleri 4-6 haftada normal yaşantılarına dönerken, 1-3 haftada işlerine dönerler.

Obezite Cerrahisi Kilo Vermeye Nasıl Yardım Eder?

Bariatrik cerrahinin çalışma prensibi son derece basittir. Bariatrik cerrah ya sizin midenizin hacmini küçülterek bir oturuşta yiyebileceğiniz gıda miktarını azaltır, yada sindirim sisteminizde gıdaların geçtiği yolları değiştirerek ve kısaltarak (By-pass yaparak) alınan gıdaların büyük bir kısmının vücuda girmesini (emilmesini) engelliyerek ve vücudu biran evvel terketmesini sağlayarak kalori alımını kısıtlamış olur. Bunu yaparken, doyma hissi de azaltılarak gıda alımı sürdürülebilir bir beslenme düzeni ile sağlanır. Kalori alımını kısıtlayan bir fren etkisi yapan sindirimsel yan etkiler (ağrı, bulantı, kusma, Dumping gibi..) sayesinde de cerrahiden sonraki 1-2 yıl içinde çok belirgin ve kalıcı kilo kaybı elde edilir.

Bariatrik cerrahinin temelde iki farklı tipi vardır:

  1. Gıda alımını kısıtlayıcı ameliyatlar
  2. Gıdaların geçişini hızlandıran (emilimi engelleyici) saptırıcı ameliyatlar

Birinci grupta yer alan laparoskopik mide bandı, gastrik pilikasyon ve tüp mide ameliyatı (sleeve gastrektomi) gibi gastroplasti ameliyatları kalori kısıtlaması için sadece midenin hacmini değiştirir. Bu nedenle bu operasyonlar restriktif (kısıtlayıcı) cerrahi olarak adlandırılır. Mide hacmi özel staplerler veya silikon bir band kullanılarak bir karpuz boyutundan, bir yumurta boyutuna küçültülür. Bu kısıtlayıcı operasyonlar kolayca geri döndürülebilir ve sindirim sisteminin anatomisinde esaslı bir değişikliğe sebep olmazlar. Bu yöntemlerin tek dezavantajı hasta tarafından beslenme kuralları ihlal edilerek, daha kolay suistimal edilebilmesidir.

İkinci grup işlemler tipik olarak iki aşamalı prosedürlerdir. Öncelikle cerrah mide boyutunu küçültür. Daha sonra ince barsağın ilk kısmı bypasslanır. Bu, gıdaların sindirim sisteminden çok daha hızlı geçmesine ve besin ve kalorilerin emilim miktarının azalmasına neden olur. Bu nedenle bu tip operasyonlar malabsorbtif (emilimi engelleyici) cerrahi olarak adlandırılır. Hastalar fazla yeseler bile hızlı geçişten veya gıdaların daha kısa bir mesafeden geçmek zorunda kalmalarından dolayı daha az kaloriyi absorbe edebileceklerdir. Bu da, neden gastrik bypass operasyonlarının gastrik stapling ya da mide kelepçesi operasyonlarından daha fazla kilo kaybı sağladığını açıklar.

Cerrahiden Sonra Gıda Kısıtlaması SÖZ Konusu Mudur Ve Neler Yiyebilirsiniz?

Tüp Mide ameliyatı olsun, gastrik bypass olsun, obezite cerrahisi geçirdikten sonra yemek yeme alışkanlıklarınızda çok radikal bir değişiklik yapmaya hazırlıklı olmalısınız. Yeni mide poşunuzun küçük hacmine bağlı olarak küçük miktarda gıda alımından sonra kendinizi tıkanmış hissedeceksiniz. Aşırı miktarda yeme veya çok hızlı yeme gastrik bypass ameliyatından sonra "dumping sendromu" olarak adlandırılan şiddetli bulantıyı tetikleyebilir. Mide küçültücü operasyonlardan sonra tipik bir diyet berrak sıvı gıdalarla başlar. Zamanla ve aşamalı olarak yarı katı ve katı gıdalara geçilebilir. Diyet yağlardan fakir olmalıdır. Bunun anlamı; kalıcı kilo kaybını sağlayabilmek için sizin kalıcı olarak yemek yeme tarzınızı değiştirmeniz demektir

Laparoskopik Obezite Cerrahisi Nedir, Avantajları Nelerdir?

Laparoskopi (vücutta kesi olmaksızın, küçük deliklerden ameliyatın gerçekleştiği, halk arasında kansız ameliyat olarak bilinen işlem), hastanede kalma süresinin kısalığı, aynı gün hastanın ayağa kalkabilmesi, 1 hafta sonra normal hayatına ve işine dönebilmesi, vücutta kesi olmadığı için iyi kozmetik sonuç alınması gibi avantajlarıyla yüzyılın altın standardıdır.

Laparoskopik bir prosedürde, cerrahlar kanülle (dar ve tüp şeklindeki araçla) karna girebilmek için küçük kesiler yaparlar. Küçük bir video kameraya bağlı olan laparoskop, bu kanüller aracılığıyla içeri sokulur. Böylece mide ve diğer iç organların büyütülmüş görüntüsü cerrahın ve tüm ameliyat ekibinin görebileceği şekilde TV ekranına (monitör’e) yansır. Ameliyat tamamen karnın içerisinde dış ortamla temas olmadan yapılır. Önceleri açık olarak uygulanan “Bariatrik operasyonlar” monitörlere bağlanan video-kameralar yardımıyla laparoskopik olarak minimal invaziv olarak (en az yaralarla) uygulanabilir hale gelmiştir. Laparoskopinin obezite cerrahisinde kullanılır hale gelmesinden sonra obezite cerrahisi çok daha fazla ve çok kolay uygulanır hale gelmiş, olgu sayılarında büyük bir artış olmuştur. Bu teknik, cerraha hastanın karnında büyük bir yara açmadan karın içini gözleyebilme ve işlem yapabilme olanağı sağlar. Laparoskopik cerrahi geçiren hastalar, geleneksel-açık cerrahi ile ameliyat edilenlere göre cerrahi sonrası tipik olarak daha az sağlık problemleri yaşarlar ve diğerleri 4-6 gün hastanede kalırken, bunlar 1-3 gün kalırlar. Diğerleri ancak 4-6 haftada işlerine dönerken, bunlar 1-3 haftada dönerler. Buna rağmen, her iki yöntem de tüm major cerrahi operasyonların taşıdığı riskleri taşırlar.