Kanserden Korunmak Mümkün Mü?

Kanserden Korunmak Mümkün Mü?

Kanserden Korunmak Mümkün Mü?

Kanserden Korunmak Mümkün Mü?

Çağımızın hastalığı kanser, her yaş grubu insanda görülebilmektedir. Dünyada en önemli ölüm nedenlerinden biridir  kanser hastalığı. Sebebi sanıldığı gibi sadece genetik faktörler değildir. Aynı zamanda sigara tüketimi ve yanlış beslenme de kansere yol açabilmektedir  Genetik faktörler etkili olsa da sigara içmemek, düzenli ve dengeli beslenmek gibi yaşam tarzında yapılacak bazı değişiklikler ile kanserden % 30-40 oranın da korunmak mümkündür. Bazı uzmanlar tüm kanserlerin yüzde 35 oranında yanlış beslenme ve besinlerde ki katkı maddelerinden,  akciğer kanserinin de yüzde 80-90’ının  sigaradan oluştuğunu söylemektedirler.. O halde kanserden korunmanın birinci yolu sigarayı bırakmak, ikincisi ise doğru ve dengeli beslenmektir. Beslenmenin risk oluşturduğu kanser türleri yemek borusu, mide, kolon ve rektum, karaciğer, pankreas, böbrek, meme ve prostat. kanserleridir.

Kanserden Korunmanın 5 Yolu:

1 - Sigara Hiç İçmeyin, Başladıysanız Bırakın:

Birçok kanser türünün gelişmesinde sigaranın rolü olduğu bilimsel araştırmalarla   tesbit  edilmiştir. Bu nedenle kesinlikle içilmemeli, sigara içilen ortamdan uzak durulmalı. İçen kişiler de bırakmanın yollarını aramalı, bu konuda kararlı olmalıdır.

2 - Düzenli Ve Dengeli Beslenin (Beyaz Eti Çok, Kırmızı Eti Az Yeyin):

Kanserin oluşumunda sigara içmek kadar beslenme alışkanlıklarının da  etkisi oldukça  büyüktür . Sebze-meyve ağırlıklı beslenmeli, beyaz ette tercihen ilk planda balık, ardından tavuk olan bir seçimle protein alınmalıdır. Ancak tavuk eti konusunda bir çekinceyi de belirtmeden geçmeyelim; günümüzde modern (fabrikasyon) tavuk çiftliklerinde yumurtadan çıkan civcivler birtakım özel suni besinlerle ve özelliklede östrojen hormonu içeren besinlerle çok kısa sürede büyütülerek tavuk olarak piyasaya sürülmektedir ve gereğinden fazla östrojen içermektedir. Fazla östrojenin de kanserojen olduğu bilinen bir gerçektir. Kırmızı et diyetten tamamen kaldırılmamalı,  ancak haftada iki porsiyonu geçmemek kaydıyla yenmelidir.  Etler mümkün olduğunca fırında ızgara, haşlama, buğulama olarak pişirilmeli. Kızartma tercihi az olmalı.

3 - Şişmanlık Kanser Riskini Arttırıyor, Bu Nedenle Şişmanlamaktan Kaçınmalıdır:

Şişmanlığın kadınlarda rahim, yumurtalık, meme kanseri ve kalın barsak kanserini artırıcı rolü olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış durumdadır.

4 - Spor Yapın:

Düzenli spor yapmak; iştahın kontrolünü, vücuttaki stresin azaltılmasını, toksik maddelerin uzaklaştırılmasını, genel olarak sağlığın korunmasını, zararlı alışkanlıklardan uzak durmayı, kilonun korunmasını sağlar. Bu nedenle sporu ceza olarak görmeyin, seveceğiniz bir spor mutlaka vardır. Hiçbir şey yapamıyorsanız haftada 3-4 gün, orta tempoda 45 dakikalık yürüyüşler yapmaya çalışın.

5 - Stres Bağışıklığı Düşürüyor, İzin Vermeyin:

Stresin direkt kanser yaptığıyla ilgili bir veri bulunmuyor ancak elimizde stres’in  bağışıklık sistemini bozarak , bazı kanser türlerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığına dair bazı bulgular bulunmaktadır. . Aynı şekilde cep telefonlarıyla ilgili kanseri artırdığına yönelik net bir sonuç yoksa da, telefonla mümkün olduğunda uzun süre konuşulmaması önem taşıyor. Uzun vadeli bilimsel araştırma sonuçları ortaya çıkıncaya kadar uzun süreli konuşmaların mümkünse kulaklıkla yapılmasıı daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

Bunlar içerisinde en kolay kontrol edebileceğimiz “ Düzenli Ve Dengeli Beslenmeyi” ele alacak olursak; Sağlıklı olmanın birincil koşulu doğru beslenmektir! Besinleri doğru seçerek kanser riskini önlemek çok da zor değildir. Düzenli ve dengeli beslenerek bağışıklık sisteminizi de güçlendirmeniz mümkündür...Biliyorsunuz ki, güçlü bir bağışıklık sistemi bebeklerden yaşlılara kadar herkes için çok  önemlidir. Hastalıklardan korunmanın en birincil koşulu doğru beslenmedir. Bunun öneminin belki herkes farkındadır ama iş doğru beslenmeye gelince birçoğumuz yediklerine yeterince dikkat etmemektedir. Oysa çok basit önlemler ve doğru besinlerle bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz hiçte zor değildir.

Kansere yakalanmayla yeme alışkanlığı arasındaki ilişki oldukça  fazladır . İnsanın yediklerini kontrol etmesi, kansere yakalanma riskini azaltabilir. “Yaşamak için yemeli” ilkesi gerektiği kadar enerjinin;  dengeli bir şekilde protein, karbonhidrat ve yağlardan alınması, yeteri kadar vitamin ve mineralleri içermesi anlamına gelmelidir Gençliğinde sadece doyma amacıyla beslenenler, genellikle 35-40 yaşından sonra hatalı beslenmenin cezasını çekmeye başlarlar

Besinler ve Kanser

Peki yediklerimiz kansere nasıl neden olabiliyor? Besinler sindirilmek için bir dizi reaksiyona uğruyor. Bu sırada “serbest radikaller” adı verilen ve hücreyi oksidasyonla hasara uğratan maddeler  oluşmaktadır.. Sonrasını  şöyle özetleyebiliriz;  vücudun bu zararlı maddelere karşı bir  savunma sistemi (bir anlamda “bedenin silahlı kuvvetleri”) vardır ve bu sistem enzimlerdir. Enzimlerin etkinliğini sağlayan maddelerse “antioksidant” olarak bilinir ve antioksidanlar vücuda doğal olarak besinlerle alınırlar. Besinlerdeki A, C, E, B2, B6 vitamininin yanı sıra folik asit, selenyum, çinko, manganez ve bazı proteinler gibi vitamin olmayan antioksidanlar da enzim sistemlerinin etkisini arttırır. Bu grup antioksidantlar yeterli ve dengeli beslenme çerçevesinde alınırlarsa yararlı olurlar. Tuzun iyotlu olması önerilir. Ayrıca flavonoidler, kükürtlü maddeler, koku ve tat veren maddeler, protez engelleyiciler, kanserden koruyan özel maddelerdir. Bu maddeler en çok sebze, meyve, kurubaklagil, soğan, sarımsak ve kuruyemişlerde bulunurlar. Tüm antioksidantlar ve çok posalı gıdalar kanser riskini azaltırken, yağlı ve posasız besinler bu riski arttırırlar.Yağın kanser riskini arttırması yağ alınmayacağı anlamına gelmez. Tam aksine Anti-kanser grupta bulunan ve yağda eriyen A,D,E,K gibi vitaminlerin vücuda alınması ve gerekli hormon yapımı için yemek ve salatalarda mutlaka zeytinyağı, tereyağı  gib yağ karışımları kullanılmalıdır.

Katkı Maddelerinin Zararları

Yaşam tarzlarının değişmesine bağlı olarak hazır gıdaların daha çok tüketildiği bir gerçektir. Bu gıdalarda kullanılan katkı maddelerinin uzun vadede ne gibi sonuçlar doğuracağı ise henüz bilinmiyor. Katkı maddeleriyle ilgili dikkat çekilen önemli noktalar var: Buna göre örneğin katkı maddelerinin en çok kullanıldığı gıda yağlar olarak tanımlanıyor. Acımayı önlemek için E vitamini ve BHT, renk verici olarak da karotenoidler kullanılıyor. Hazır çorba, et-tavuk suyu içine katılan M.S.glutamat adlı madde bebekler ve tuzu az alması gerekenler için sakıncalıdır. Renk ve dayanıklılık için et ürünlerine nitrat, küflenmeyi önlemek için meyve sularına sorbat tuzları ekleniyor. C vitamininden zengin doğal besinlerle beslenmekle birlikte, işlenmiş besinleri daha az ve seyrek tüketirsek katkı maddelerinden bir nedbe korunmuş olabiliriz..

Alkol ve alkollü içecekler özellikle sigara ile birlikte içildiğinde ağız, baş, boyun ve kolorektal kanser türleri riskini arttırmaktadır. Yağlı ve yaşlı hayvan etlerinde, tuzlanmış veya tütsülenmiş ya da nitrit ve nitrat eklenmiş etlerde, salam, sosis, sucuk ve hamburger gibi hazır gıdalarda kanser yapıcı kimyasallar daha çok biriktiğinden kanser oluşturma riski daha fazladır. Kanserden korunmak için içlerinde mineral, vitamin, posa ve antioksidant barındıran sebzeler, kurubaklagiller, meyve, kuru yemiş, yumurta ve yağı azaltılmış süt, peynir ve yoğurdu daha çok tüketmemiz ve bunların besin değerini korumak için ise bazı kurallara uymamız gerekiyor. Örneğin sebzeler suda bekletilmeden önce, vitamin kaybını engellemek için yıkanıp sonra doğranmalı ve yağda kızartılmamalı. Kurubaklagiller iyice yıkandıktan sonra haşlama suları dökülmeden pişirilmelidir.. Taze meyveler iyice yıkanmalı, kesildikten sonra bekletilmemeli, etler, hafif sıcaklıkta uzun sürede pişirilmeli,  besinler nemli ortamda saklanmamalıdır.

Kanser Riskini Azaltan Anti Oksidant Vitaminler

Kanser Riskini Azaltan Anti Oksidanlar

  1. A Vitamini ve Karotenoidler
  2. B Vitaminleri
  3. C Vitamini
  4. D Vitamini
  5. E Vitamini

Kaynakları:

  1. Yeşil sarı meyveler, karaciğer, süt yağı, yumurta sarısı, havuç, kayısı, bal kabağı, domates, portakal, greyfurt
  2. Tahıl ürünleri, bulgur, maya, karaciğer, et, yumurta, süt ve ürünleri, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler
  3. Taze sebze ve meyveler ( Kuşburnu, maydanoz, tere, roka, karnabahar, turunçgil, portakal, greyfurt, mandalina, limon, diğer yeşil yapraklı sebzeler, domates, çilek, patates )
  4. Balık yağı, karaciğer, yumurta sarısı, süt, düzenli güneşle temas
  5. Bitkisel yağlar, yeşil yapraklı, sebzeler, fındık, fıstık, ceviz gibi kuru baklagiller, et, süt, yumurta                          

Yararları

  1. Solunum ve yemek borusu, idrar yolları, mide, prostat, akciğer ve kolerektal kanser riskini azaltır. Reaktif türleri “serbest radikalleri” etkisizleştirerek kanser oluşum riskini azaltırlar.
  2. Yeterli düzeyde alımı vücudun savunma sistemlerini iyi çalıştırır. Böylece mikropları etkisiz hale getirir. Ayrıca yeni oluşmuş kanser hücrelerinin çabuk tahriş olmasını sağlar.
  3. Solunum, yemek borusu, mide, kolektara kanserleri önler. Vücuda giren kimyasal kanserojeni etkisiz hale getirir.
  4. Kemik kanseri riskini azaltır. Yağların oksidasyonları ve hücrenin oksijenli bileşiklerle tahribini önler                      
  5. Toksik maddelerin etkisini azaltır. Yağların oksidasyonunu ve hücrenin oksijenli bileşiklerle tahribini önler. Kanser oluşum riskini azaltır.

Zararları

  1. Fazla alımı, yağda eriyen vitaminlerden olduğu için vücutta toksik etki yapar.
  2. Fazla alımı kanser oluşumunu önlemez.
  3. Normalde fazla alımı, suda eridiği için idrarla atılacağından fonksiyonel değildir.
  4. Yok.
  5. Yağda eriyen tüm vitaminler gibi fazlası zararlıdır

Öneri

  1. Sigara içen erkeklerde ek A vitamini verilmesi akciğer kanserinin önlenmesine yardımcı olabilir.
  2. Özü alınmamış tahıllardan yapılan  ürünlerle ( Kepek, çavdar, yulaf, bulgur ) alınması önerilir.
  3. Sigara içenler günlük C vitamini gereksiniminden daha fazlasını alırlarsa kanser riski azalabilir.
  4. Yağda eriyen tüm vitaminler gibi fazlası zararlıdır. Günlük beslenme ile D vitamini ihtiyacı karşılanmaz. Bunun için  yeterli kalsiyum alımı ile birlikte  düzenli güneşlenme önerilir. Derinin aşırı ve bir seferde güneşte yanması, D vitamini etkisinin kaybolmasına ve deri kanseri riskinin artmasına neden olabilir.                                   
  5. Yağda eriyen tüm vitaminler gibi fazlası zararlıdır

Hastalıklardan korunmak için Bağışıklık sisteminizi güçlendiren besinler:

Güçlü bir bağışıklık sistemi, her şeyden önce hastalıklara yakalanmamızı önler. Bunun için yaşlı-genç herkesin özellikle yediği besinlerle bağışıklık sistemini güçlendirmesi gerekir. Brokoli, kivi, enginar, yoğurt, domates, havuç gibi besinler hem bağışıklık sistemini güçlendirir hem de kendimizi sağlıklı ve dinç hissetmemizi sağlar.

Anti-oksidanlar

Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmenin, bağışıklık sisteminin dengelenmesinde olumlu etkileri olduğunu araştırmalar ortaya koymaktadır. Peki ama bu nasıl oluyor? 

Yediklerimiz, vücuda enerji vermek için oksijenle yanarlar, yanma sırasında zararlı maddeler olan serbest radikaller oluşur. Serbest radikallerde, bir elektron eksilmiştir ve bu eksik molekülü elde etmek için serbest moleküller başka moleküllere saldırır, saldırılan molekül serbest radikal haline gelir ve çoğalır. Çoğalan serbest radikaller, vücudun tüm hücre ve organlarına zarar vermeye başlarlar. Bunun dışında çevredeki hava kirliliği, ultra viyola ışınları, radyasyon, egzoz gazları, sigarı dumanı gibi bir çok faktör hücrelerimizi etkileyerek serbest radikalleri çoğaltır. Vücutta serbest radikallerin çoğalması kalp hastalığı, kanser, katarakt ve yaşlanma gibi sağlık sorunlarını daha çabuk ortaya çıkarır. Bu zararlı etkilerden kurtulmak için vücudumuz serbest radikallere karşı savunma mekanizması geliştirir. Vücutta üretilen bazı enzimler, serbest radikallerden kurtulmamızı sağlar, yanmayı (oksitlenmeyi) önleyen anti-oksidan maddeler enzim miktarını artırır. Böylece savunma mekanizması güçlenir.” İşte anti-oksidan besinlerin önemi burada ortaya çıkıyor. Bu anti-oksidanların en önemlileri C ve E vitamini ve beta-karotendir. Anti-oksidanları içeren besinleri günlük beslenmemiz içerisinde bol miktarda tüketmek gerekiyor. Limon, portakal, çilek, greyfurt, kivi, dolmalık biber, enginar, brokoli, fasulye, maydanoz, kuşburnu ve ahududu da bol miktarda C vitamini ayçiçek yağı, zeytin yağı, fındık, badem, soya, ceviz ve fıstık türleri de E vitamini yönünden zengin. E vitamini selenyum ile birlikte bağışıklık sisteminin fonksiyonunu artmasına yardımcı olur. Vitamin E hem erkekte hem de kadında kalp krizi riskini azaltır, birçok kanser türüne karşı da vücudumuzu korur. Turuncu, kırmızı, yeşil sebze ve meyvelerde bol miktarda bulunan beta karoten de bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısında önemli derecede artış sağlar. Bu vitamini içeren gıdaları tüketmekle hem bağışıklık sistemini güçlendirmiş, hem de kanserden korunmuş oluruz.  Üstelik beta karoten, vücutta A vitaminine çevrilerek dolaylı yarar da sağlıyor. A vitamini, havuç, ıspanak, kabak, marul, brokoli, karaciğer ve domateste bulunuyor.

Probiyotikler

Probiyotik kelimesi son 5-10 yılda hayatımıza girdi. Bu besin grubu güçlü bir bağışıklık sisteminin önemli bir parçasıdır! Probiyotiklerin bağırsak florası için faydalı etkilere sahip olan canlı bakterilerle olan bileşimi bağırsağın savunma sistemini destekleyerek hastalık yapan mikroorganizmaların üremesine engel olmaktadır. En önemli probiyotik yiyecek yoğurttur.  İshal ile besin alerjilerinin önlenmesi ve iyileştirilmesinde önemli faydaları vardır. Sindirimi kolaylaştırırlar ve bağırsaklarda üretilen vitaminlerin sentezinde rol alırlar. Sütteki laktozun laktik asit bakterileri tarafından laktik asite çevrilmesi ile oluşan yoğurt içinde bulunan yararlı bakteriler sayesinde probiyotik etki yaparak hem çocukların hem de erişkinlerin bağışıklık sistemini güçlendirir.

Bu besinleri  MUTLAKA beslenmenize ekleyin!

Kimisinin adını sıkça duyuyorsunuz, kimisini ise muhtemelen ilk kez duyuyorsunuz ama günlük beslenmemize eklememiz gereken öyle besin maddeleri var ki bağışıklık sistemini güçlendirici etkileri oldukça fazladır. Örneğin; keten tohumu içeriğinde bulunan lignan östrojene bağlı gelişen kanser riskini azaltır. Soya fasulyesinin içeriğinde bulunan isoflavanlar kanser, kemik erimesi ve kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Sarımsakta bulunan kükürtlü bileşikler kanser ve kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Meyan kökünde bulunan glikozidler alerji ve iltihabı azaltır. Bununla birlikte omega 3 yağ asitleri adı verilen ve balıkta bolca bulunan yağ asitleri ve proteinli gıdalarla aldığımız arginin amino asidi, bağışıklık sistemimiz için önemli besin kaynaklarıdır. Bağışıklık sistemimizi güçlendirecek gıdalara ek beta-glukan, ekinezya, probiyotikler, izozomlar ve yeşil çay gibi doğal maddeleri saymak da mümkündür. Ekinezya doktorlar tarafından çok eski tarihlerden bu yana soğuk algınlığı tedavisinde kullanılır. Fakat ekinezyanın düzenli ve sürekli kullanılması halinde  vücudun buna alışması bağışıklık sisteminde gerektiğinde istenilen etkiyi gösteremeyebilir. Bu nedenle doktor kontrolü ile kullanılması gerekir.

Besinler Ve Vitamin Değerleri

  1. A VİTAMİNİ - Havuç, ıspanak, kabak, marul, brokoli, karaciğer ve domateste bulunuyor. Bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısında önemli derecede artış sağlar.Vücudumuzda serbest radikallere karşı savunma mekanizması geliştirir. Vücutta üretilen bazı enzimler, serbest radikallerden kurtulmamızı sağlar, yanmayı (oksitlenmeyi) önleyen anti-oksidan maddeler enzim miktarını artırır ve böylece savunma mekanizması güçlenir.
  2. B VİTAMİNİ - Tahıl ürünleri, bulgur, maya, karaciğer, et, yumurta, süt ve ürünleri, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Yeterli düzeyde alımı vücudun savunma sistemlerini iyi çalıştırır. Böylece mikropları etkisiz hale getirir. Ayrıca yeni oluşmuş kanser hücrelerinin çabuk tahrip olmasını sağlar.
  3.  
  4. C VİTAMİNİ - Limon, portakal, çilek, greyfurt, kivi, dolmalık biber, enginar, brokoli, fasulye, maydanoz, kuşburnu ve ahududunda vardır. Serbest radikallere karşı savunma mekanizması geliştirirler.
  5. D VİTAMİNİ - Balık yağı, karaciğer, yumurta sarısı, sütte bulunur ve  düzenli güneşle temasta artar. Kemik kanseri riskini azaltır. Yağların oksidasyonları ve hücrenin oksijenli bileşiklere tahribini önler
  6. E VİTAMİNİ - Ayçiçek yağı, zeytin yağı, fındık, badem, soya, ceviz ve fıstık türlerinde bulunuyor. Hem erkekte hem de kadında kalp krizi riskini azaltır, birçok kanser türüne karşı da vücudumuzu koruyor