Reflü Nasıl Tedavi Edilir

Reflü Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir ?

Reflü hastalığı;

- Başlangıçta az az ve sık sık yemek yemek ve sakıncalı yiyecek ve içeceklerden uzak durma

 - Akşamları yemek yemeyi erken saatlerde tamamlayıp, yemekten sonra enaz 2,5-3 saat geçmeden uykuya geçmemek

- Reflü sıklığı fazla olan kişilerin yüksek yastıkta veya çift yastıkta yatmaları gibi basit tedbirlerle önlenebilir.

Bunların etkili olmadığı durumlarda Antiasid dediğimiz çiğneme tabletleri ve şuruplar hastalarda şikayetlerin giderilmesinde yararlı olabilir. Bunlar anlık rahatlama sağlar ancak hastalığa bağlı olarak yemek borusu altında gelişmiş yaraların iyileşmesinde etkisi yoktur. Hastalar bu ilaçları sürekli kullanma ihtiyacı hissediyorlarsa, sorun var demektir, hekim kontrolü gerekir. Günümüzde reflü hastalığı tedavisinde kullanılan en etkili ilaçlar proton pompası inhibitörü (PPİ) denilen ilaçlardır. Bu ilaçlar genellikle günde bir kez, sabah, kahvaltıdan yarım saat önce kullanılmalıdır. Bu ilaçların önemli yan etkisi bulunmamaktadır.

Proton Pompası İnhibitörü Denilen İlaçlar Ne Kadar Süreyle Kullanılabilir, Kullanımları Güvenli Midir ?

Bu ilaçları uzun süreli kullanımının güvenli olduğu kabul edilmektedir. Günümüzde bu ilaçların 16 yıl süreyle güvenle kullanılabileceğini biliyoruz. Ancak bunların kullanımı mutlaka hekim bilgisi dahilinde olmalıdır. Teşhisten emin olmadan kesinlikle uzun süreli kullanılmamalıdır. Uzun süreli kullanacak hastada mutlaka gastroskopik tetkik yapılmış olmalıdır. Her ilaçta olduğu gibi bu ilaçlar da etkin ama mümkün olan en düşük dozda kullanılmalıdır.

Reflü Hastalığında İlaç Dışı Tedavi Yöntemleri Varmıdır ?

Vardır, ancak burada bir noktaya açıklık getirmek gereklidir. Basit Reflü hastalığı; yukardaki birtakım önlemlerle ve yukarıda sözünü ettiğimiz ilaç tedavisi ile kolayca düzeltilebilirler. Ancak uzun süre devam eden ve ilaç tedavisine cevap vermeyen veya ilaç kesildiğinde tekrar ortaya çıkan reflü durumlarında hastalarda “Hiatus Hernisi” denilen halk arasında mide fıtığı olarak ta bilinen bir tablonun olup olmadığı araştırmalıdır. Zira böyle bir durum söz konusu ise bunun ilaç tedavisiyle tamamen ortadan kaldırılması mümkün değildir veya hasta yaşam boyu antiasid ilaçları ve proton pompa inhibütörü dediğimiz PPİ gibi ilaçları kullanmak zorundadır. Eğer böyle bir durum varsa ve hastanın genel anestezi almasına engel bir durumu söz konusu değilse bunun tedavisi cerrahidir. Hasta ilaç tedavisinden yarar görmüyor ise; reflü teşhisi doğru olmayabilir. Bu hasta çok büyük olasılıkla, istisnai durumlar dışında cerrahi tedaviden de yarar görmeyecektir. Bu nedenle ameliyat öncesi teşhisten ve hastanın cerrahi tedaviden yarar göreceğinden emin olmak gerekir. Cerrahi tedaviden yarar görecek hastalar genellikle ilaç tedavisinden yararlanan hastalardır. Ancak şu noktayı da dikkate almak gereklidir; HER HİATUS HERNİSİN’DE (MİDE FITIĞINDA) MUTLAKA BELİRLİ BİR MİKTAR REFLÜ SÖZ KONUSU OLSADA HER REFLÜ HASTASINDA HİATUS HERNİSİ MEVCUT DEĞİLDİR. Günümüzde laparaskopik yöntem le mide girişinin sıkılaştırılması esasına dayanan cerrahi tedaviler uygulanmaktadır. Fundoplikasyon denilen bu tedavi ile %90'a varan başarılı sonuçlar alınmaktadır. Özellikle mide fıtığı olanlarda bu şekilde cerrahi yöntemlerle çok iyi sonuçlar alınabilmektedir. Ancak bu tedaviyi yapacak hekimin mutlaka bu konuda deneyimi olması gerekir. Ameliyatlar ile çok başarılı sonuçlar alınmakla birlikte hastalarda ameliyat sonrası genellikle geçici olan yutma zorluğu, geğirememe ve aşırı gaz çıkarma gibi şikayetler olabilmektedir. Ayrıca uzun vadede ameliyat olan hastaların bir kısmında ilaç gereksinimi yine olabilmektedir. Bu nedenlerle ameliyat kararı, hasta, gastroenterolog ve cerrah tarafından birlikte alınmalıdır. Son yıllarda reflü hastalarında ilaç tedavisi ve cerrahi dışında bir tedavi yöntemi olarak endoskopik tedaviler de geliştirilmiştir. Bu yöntemlerde amaç cerrahidekine benzer şekilde yemek borusu ile midenin birleştiği alanı sıkılaştırmak ve mide içeriğinin yemek borusuna kaçışını engellemektir. Ancak bu tedavi yöntemleri yenidir ve uzun süreli sonuçları bilinmemektedir, bu nedenle de her hastaya önerilmemektedir.