İstanbul Obezite Cerrahisi

İstanbul Obezite Cerrahisi

İstanbul Obezite Cerrahisi

Obezite cerrahisi kapalı (laparoskopik) cerrahi yöntemlerle uygulandığında kişilerin iyileşme süreçleri de bir hayli hızlı olmaktadır. Obezite cerrahisi’nin avantajlarından birisi de ameliyat olan kişilerin olmayan kişilere kıyasla obezite ile ilgili kanserlere yakalanma olasılığının daha az olmasıdır. Obezite cerrahisi konusunda araştırma yapan bir bireye kilo kaybı oranında net bilgi vermek gerekirse, ilk yılda fazla kilolarının % 80’i gibi yüksek bir oranda kilo kaybı sağlandığından sözedilebilir.

Medikal tedavi yöntemlerine ve diyet programlarına rağmen kilo vermeyi başaramayan, beden kitle indeksi 35'ten büyük olmasının yanında bazı kronik hastalıkları bulunan veya beden kitle indeksi 40 üzerinde olan kişilerde tedavi amacıyla gerçekleştirilen cerrahi girişimler “obezite cerrahisi” başlığı altında toplanmaktadır. Obezite cerrahisi obezite tedavisinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Hastalar bu sayede normal kilolarına dönmekte ve obezite nedeniyle görülen hastalıkların sıklıkları azalmaktadır.

Obezite Cerrahisi Kimlere Uygulanır?

Obezite cerrahisi uygulamalarının gerçekleştirilip gerçekleştirilmemesi hastanın kendisinin vereceği bir karar değildir. Uzman görüşüne göre farklılıklar gösterebiliyor olsa da genel anlamda 18 - 60 yaş aralığında uygulandığı bilinmektedir.

Cerrahi işlem uygulanabilmesi için ayrıca gerekli şartlar arasında;

• Obeziteye bağlı olarak kronik hastalığı bulunan kişilerde vücut kitle indeksinin 35 - 40 aralığında olması

• Hastanın vücut kitle indeksinin 40 üzerinde olması

• Obezite hastalığının çeşitli yöntemler denenmesine rağmen minimum 5 yıldır tedavi edilemiyor olması

• Diyet ve ilaç programlarının uzman kontrolünde 1 yıl uygulanmasına rağmen seyirde herhangi bir değişiklik olmaması

• Endokrinoloji ile ilgili herhangi bir rahatsızlığın bulunmaması

• Uyuşturucu kullanımı olmaması

• Aşırı alkol tüketimi olmaması

• Operasyon sonrasında uygulamayı gerçekleştiren ekip ile koordine olunması adına hastanın uyum ve anlama kabiliyetlerinin tam olması

• Cerrahi müdahaleye engel herhangi bir farklı sebep olmaması

• Obezite Cerrahisi’ne karar verebilmek için ayrıca hastanın yaşam tarzı, varsa diğer hastalıkları, yeme ve içme özellikleri de dikkate alınmaktadır.

Obezite Cerrahisinde Tercih Edilen Yöntemler

Hastanın iyileşme sürecinin kısalması için günümüz teknolojisinden faydalanılarak kapalı (laparoskopik ve/ veya robotik) yöntemler tercih edilmektedir.

Obezite cerrahisi için;

• Gıda alımını kısıtlayıcı ameliyatlar

• Besin emilmesini bozan ameliyatlar

• Hem gıda alımını kısıtlayan, hem de besin emilimini bozan ameliyatlar olmak üzere 3 yöntem izlenmektedir.

Kısıtlayıcı operasyonlar sınıfında yer alan gastrik band uygulaması günümüzde etkinliğini yitirmiştir. Besin emiliminin bozulmasını hedefleyen operasyonlar etkili olsalar da yan etkileri çoktur. Kısıtlayıcı ameliyatlar kapsamında yer alan ve kapalı yöntemlerle uygulanabilen “ tüp mide operasyonu” obezite cerrahisi için günümüzde en etkili yöntemdir. Hastanın operasyon hakkında bilmesi gereken en önemli nokta uygulama sonrasında mutlaka beslenme ve diyet uzmanı rehberliğinde beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi gerekliliğidir. Pek önemsenmese de fizik egzersizleri ve beslenme esnasında iyi çiğneme alışkanlıkları kazandırılması dahi başarılı sonuç elde edebilmek açısından bir hayli önemlidir.

Tüp Mide Ameliyatı

Midenin yaklaşık % 80’lik kısmının cerrahi yöntemlerle çıkarılmasıdır. Operasyon sonrasında oluşturulan yeni mide hacim olarak küçük olduğundan daha az gıda ve kalori alımı gerçekleşecektir. Hedeflerden birisi gıda alımını bahsettiğimiz şekilde kısıtlamak olsa da en önemli hedefinin midenin açlık – tokluk ile kan şekeri kontrolünü yapan hormonları etkilemek olduğu bilinmelidir. Hasta bu sayede ameliyattan çok kısa süre sonra henüz kilo vermeye dahi başlamadan kan şekeri düzeylerinde normalleşme görecektir.

Gastrik bypass operasyonu hakkında detaylı bilgiyi yazımızın devamında verecek olsak da tüp mide ameliyatı ile daha az komplikasyon görüldüğü bilinmektedir. Kısıtlayıcı ameliyat olan tüp mide ameliyatı sayesinde yabancı bir cismin vücuda alıştırılmaya çalışılması gibi bir durum olmaması, fazla kiloların % 50 – 60 kadarının kısa sürede verilmesine olanak sağlaması ve mide bağırsak sisteminde gıdaların geçiş yönünde herhangi bir değişiklik yapılmasına gereksinim olmaması oldukça önemli avantajlar sağlamaktadır. Bunların haricinde operasyon sonrasında hastanede kalış süresi de bir hayli kısadır.

Gastrik Bypass

Diğer obezite cerrahi yöntemlerinden çok daha eskidir. Eski olması günümüze kadar en çok yapılan obezite cerrahi yöntemi olarak kabul edilebilir gerçeğini oluşturmaktadır. İlk olarak 30 milimetre hacmine sahip küçük bir mide poşu (cebi) oluşturmaktadır. Bunun sağlanması için yemek borusu-mide bileşkesine yakın mide kısmı kullanılır. Sonrasında oluşturulan bu mide cebine aşağıdan getirilen ince bağırsak bağlanarak devamlılık sağlanır. Bu işlem iki farklı şekilde gerçekleştirilebilir.

Küçük teknik farklılıklar haricinde iki yöntemin de birbirine yakın sonuçlar verdiğini söyleyebiliriz. Genel anlamda amaç hastanın az yemesinin ve yediği gıdaların kalorisinden az yararlanmasının sağlanmasıdır. Kan şekeri daha düzgün seyrederken açlık hissi azalacak, tokluk hissi artacaktır. Gastrik Bypass aynı zamanda geri dönüşümü olan bir işlemdir.