Sarılıklı Adam

Sarılıklı Adam

Sarılıklı Adam

Asistanlığımın ilk yıllarıydı. İstanbul tıp fakültesi genel cerrahi kliniğinde bir gün hoca ile birlikte istanbul dışından gelmiş bir hastanın hemoroid ameliyatına girmiştim. Hocam bir yandan ameliyatı yaparken bir yandanda bana ameliyatın püf noktalarını anlatıyordu. Ameliyat gayet iyi geçti, bitiminde hoca bana ameliyat sonrası tedavi ile ilgili talimatlarını verirken "evladım yarın sabah erkenden hastanın anüsüne koyduğumuz tamponu almayı sakın unutma, ama peşinden de mutlaka oturma banyosu yaptırt" dedi. Bende tüm talimatları aynen uyguladım.

Sabah erkenden kliniğe gelir gelmez hemen hastanın tamponunu aldım, peşinden de hastabakıcı ismail efendiye hasta için oturma banyosu hazırlamasını söyledim. O zamanlar şimdiki gibi hazır antiseptik solüsyonlar yoktu, kaynatılmış suya ya permasol tablet ya da rivanol isimli sarı renkli bir toz katılarak hazırlanılırdı. Permasol cildi koyu morumtrak-siyah renge boyadığı için daha çok ayak mantarında kullanılırdı. Biz o zamanlar makatla ilgili ameliyatlardan sonra daha çok suyu ve cildi sarı renge boyayan rivanol tozu kullanırdık. İsmail efendide hastamız için talimatımız doğrultusunda oturma banyosunu rivanol toz ile hazırlıyarak hastaya vermiş ve tuvalete geçip uygulamasını söylemiş.

Bizde diğer işlerimizi tamamladıktan sonra hoca gelince toplu olarak tüm hastaları dolaşmak üzere vizite başladık. O zamanlar kliniğimizde özel oda sayısı çok az olduğundan, hastalar koğuş sistemi denilen yerde toplu olarak yatarlardı, bizde hastaların tanılarını karıştırmamak için yatak numaralarına göre viziteye çıkarken listeler hazırlar, hastaları o şekilde takdim ederdik. Tek tek tüm hastaları dolaştıktan sonra bir gün önce hoca ile birlikte hemoroid ameliyatı yaptığımız hastanın başına geldiğimizde sapsarı suratlı bir adamla karşılaştık.

Hoca; bu hasta yeni yatmış galiba, tıkanma sarılığı mı var? Diye sordu. Bende hastanın yatak numarasına bakarak ve kendimden emin bir şekilde, hayır hocam bu hasta dün hemoroid ameliyatı yaptığımız hasta diye cevap verdim. Hoca da hayır evladım yanlışın var , olamaz, mutlaka bu hastanın karaciğer tahlillerini yaptır dedi ve gitti. Ben kıpkırmızı bir suratla ortada kalakaldım. Kendimden emindim ama yinede cebimdeki hasta listesini çıkartıp baktım evet doğruydu , listeye göre de doğruydu.

Bu işte bir bit yeniği vardı ama neydi! Bunun için hastayı bir kenara çektim, sormaya başladım, o sırada hastabakıcı ismail efendi yanımıza geldi, doktor bey gelin ben size meseleyi anlatayım dedi.

İsmail efendi hastaya hazırlayıp verdiği rivanollü oturma banyosu küvetini almaya gittiğinde küvetin boş olduğunu görünce hastaya ne yaptığını sormuş " o'da başımdan aşağı dökerek banyo yaptım" diye cevap vermiş.Ne bilsinki adamcağız suya tüner gibi oturacağını,banyo deyince yıkanmayı aklına getirmiş ve sapsarı suyu başından aşağı dökerek yüzünü gözünü sapsarı boyamış.Bizim hocada adamı sarılık hastası sanmış!!! Bu da bize ileriki meslek hayatımız için iyi bir ders olmuş oldu.