Suriçi Grubu

Suriçi Grubu

Suriçi Grubu

Suriçi Grubu "Merhamet Irmağında Sevgili Peygamberimizi" andı...

Suriçi Grubu 2010-2011 Sezonunun son kültürel "İstanbul Toplantıları'nın" onur konuğu ve konuşmacısı Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez oldu.

Suriçi Grubu 2010-2011 Sezonunun son kültürel “İstanbul Toplantıları’nın” onur konuğu ve konuşmacısı Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez oldu. 

Suriçi Grubu mutat “ İstanbul Toplantıları” 2011-2012 Sezonu günümüze ve Türkiye’nin geleceğine damgasını vuran, etkili, renkli ve tanınmış simaları konuk ederek 2011 Eylül ayında başlayacaktır.

Suriçi Grubu’nun “İstanbul Toplantıları” etkinliğine, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in yanı sıra İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Suriçi Grubu Başkanı Nedim Abi, Onursal Başkan Tufan Karabay, Fatih Kaymakamı Hasan Karakaş, Fatih Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Ocak, Isparta İl Sağlık Müdürü Süleyman Önal, Suriçi Grubu’nu hiçbir toplantısında yalnız bırakmayan Beşiktaş, Eyüp, Arnavutköy, Sancaktepe, Şile Kaymakamları ile iş adamı, yönetici ve basın mensupları katıldı.

Suriçi Grubu Başkanı Nedim  “Suriçi Grubu’nun” 1959 yılında Tufan Karabay kardeşi Baran Karabay ve arkadaşlarının bir araya gelerek kurdukları “Fena İhtiyatlarla Mücadele Derneği’nin devamı olduklarını belirterek başladığı açılış konuşmasında şunları söyledi; “Değerli büyüklerimizden aldığımız bayrağı gelecek nesillere artan bir bilinçle aktarmak bizim sorumluluk anlayışımızı oluşturuyor. Her ay bu mekânda bizi millet yapan değerleri anmak, anlatmak, kültürel mirasımızı tanıtmak, İstanbullu olmak ve İstanbul’da yaşamak bilincini yaygınlaştırmak üzere bir araya geliyoruz. Tarihi milli duygu ve bağlarımızı güçlendirecek, dinleyenlere yeni bir dinamizm sağlayacak konular üzerinde önde gelen yönetici, akademisyen ve yazarlarla sohbetler gerçekleştiriyoruz, paneller düzenliyoruz.

Bu faaliyetlerimizde her konuda bize destek olan İstanbul Valimiz Hüseyin Avni Mutlu’ya, özellikle bugünkü programımızın gerçekleşmesinde emeği olan Fatih Kaymakamımıza ve kaymakamlarımıza, eski Fatih Müftümüz İsmail İpek beye Onursal Başkanımız Tufan Karabay ve Baran Karabay’a, Mehmet Kamil Berse’ye ayrıca her konuda ve organizasyonlarda bizi yalnız bırakmayarak görev üstlenen Sultangazi Belediye Başkan Yardımcıları Mustafa Birinci ve Hacı Orhan ile Mustafa Aktaş, İbrahim Biçer, Ali İlkbaş, Osman Etçim, Dr. Mustafa Şener, Dr. Muhsin Öztürk, Ali Rıza Altunel ve sponsorlarımıza teşekkür ediyorum. Hedefimiz İstanbul’da yaşayan insanlara burada yaşama ruhunu verebilmektir.”

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu Suriçi Grubunun düzenlediği toplantıların İstanbul’un için hayırlı olmasını dileyerek “ İş dünyamızı sivil toplum kuruluşlarımızı, tüm dostlarımızı selamlıyorum. Zaman su gibi akıp geçiyor. Bundan önceki toplantı aşağı yukarı 1,5 ay önce düzenlenmişti. Bende hitap etme fırsatı bulup fevkalade onurlanmıştım. Bugünde böylesine güzel bir sohbeti bende takip edeceğim. İstanbul’un yoğun gündemi içerisinde bir nebze de olsa dinlenme, ruhumuzu dinleme ve dinlendirme fırsatı bulacağız. Buradaki güzel sohbetler güzel İstanbul’umuza ve ülkemize hayırlı hizmetlere vesile olur. Suriçi grubuna ve katılanları saygıyla selamlıyorum.” dedi.

“Merhamet Irmağında Sevgili Peygamberimiz”

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, etkinlikte yaptığı ''Merhamet Irmağında Sevgili Peygamberimiz'' başlıklı konuşmasında da Necip Fazıl Kısakürek'in ''Sökün sahte su borularını/Evlerden evlere merhamet şebekeleri döşeyin'' sözlerini anımsatarak, İslam dininin de Hazreti Âdem’den bugüne kadar tüm insanlığa, tüm insanların gönülleri arasında merhamet şebekeleri kurmayı amaçladığını kaydetti.

Görmez, ancak zaman zaman insanların bu merhamet şebekeleri döşemek yerine sahte su borularını veya başka boruları döşemekle karşı karşıya kaldığına dikkati çekti.Diyanet İşleri Başkanlığının Kutlu Doğum Haftası'nda ''Hazreti Peygamber ve Merhamet Eğitimi'' başlığını seçtiğini hatırlatan Görmez, bütün dünyada egemen olan şiddeti göz önünde bulundurarak bu sene bu temayı seçtiklerini belirtti.

Görmez, ''İlahi dinlerin mensupları yanlış yorumlarıyla, yanlış anlamalarıyla ve yanlış uygulamalarıyla merhamete gölge düşürmeye başladılar. Hatta mensuplarının marifetiyle ilahi dinler merhamet boyutlarını kaybetmeye başladı'' şeklinde konuştu. Hazreti Peygamber'in merhameti egemen kılmak için katlanmadığı, çekmediği sıkıntı kalmadığını anlatan Görmez, onun başlattığı bu merhamet ırmağını ummana dönüştürmek için öncelikle Peygamberi sevmek, anlamak ve örnek almak gerektiğini ifade etti.

Görmez, Hazreti Peygamber'in sünneti sorulduğunda genelde insanların aklına misvak kullanmak, yemeğe tuzla başlamak, ekmek kırıntılarını toplamak, erkek çocukları sünnet ettirmek gibi pek çok maddenin geldiğini, ancak rahmet yüklü adalet, ahde vefa, emanete riayet ve insanlara merhamet gibi kavramların gelmediğini vurguladı. Mehmet Görmez, şöyle devam etti:''Biz birbirimize merhamet edebiliyor muyuz? Evlerimizde merhamet egemen mi? Evlerden evlere merhamet şebekelerini kurabildik mi? Ülkelerden ülkelere merhamet şebekelerini kurabildik mi? Yanı başımızda Suriye'de müminin mümine yaptığını izliyor muyuz bugünlerde? Mümin mümine yapar mı bunları? Peki, neden kaynaklanıyor bu? Mü’minde olması gereken özelliklerin ihmal edilmesinden, aslı fıtraten ve Müslümanlık gereği olan özelliklerin açığa çıkıp kullanılmayışından ve uygulanmayışından kaynaklanıyor bütün bunlar.

Görmez sözlerimi bu özelliklerin 5 tanesini sıralayarak bitireceğini söyleyerek şunları söyledi; “ 1-Mü’min Hurma Ağacı gibidir (meyvesi her zaman yenir, yaprağı hiçbir zaman dökülmez her zaman gölge verir, insanlar onun meyvesinden ve gölgesinden sürekli istifade eder faydalanır) 2- Mü’min Arı gibidir ( hep güzel şeyler yer, güzel yerlere gider, insanların ulaşamadığı veya toplayamadığı güzel şeyleri toplar güzel şeyler üretir insanların istifadesine sunar) 3- Mü’min arkadaşlığı sağlam ve sadakatlidir (onunla oturursan, yürürsen, ortaklık yaparsan sana faydası olur) 4- MÜ’min Altın gibidir ( üzerine ne kadar toz toprak gelse de, üzeri ne kadar ne kadar kirletilmeye çalışılsa da değerinden hiçbir şey kaybetmez ) 5- Mü’min taze ekin gibidir ( ekin başakları gibi her yönden gelen rüzgârla sallanır ama hiçbir zaman devrilmez) dedi.

Görmez, hitap ettiği topluluğun seçkinliğine ile insani ve İslami değerlere verdiği önemin farkında olduğuna dolayısıyla “SUR İÇİ GRUBUNUN “ bu davetinden ve bu seçkin toplulukla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

Daha sonra Suriçi Grubuna Maddi Manevi hizmetleri ve faydaları dokunan İklim Turizm, İkram Turizm, Elçi Turizm, Sultanzade Sofrası, Ramazan Bingöl başta olmak üzere birçok kişi ve kuruluşlara plaketleri verildi.

Toplantı çıkışında gazetecilerin Suriye'de yaşanan olaylara ilişkin görüşlerini sorduğu Görmez şunları söyledi; “Daha önce İslam dünyasının diğer bölgelerinde son aylarda da Suriye'de meydana gelen hadiselerin herkesi derinden üzdüğünü söyledi.

Türkiye ile Suriye'nin ortak tarihi ve kültürü bulunduğunu aynı zamanda akraba olduğunu dile getiren Görmez sözlerine şöyle devam etti: ''Karıncayı bile incitmeme konusunda dikkatli olması gereken bir Müslüman’ın kendi komşusuna, akrabasına, yüzyıllardır beraber yaşayan insanların birbirlerine bu yaptıklarını gerçekten kabul etmek mümkün değil, bu son derece üzücü.Bütün varlık âlemine, bütün kainata, karıncaya bile merhametli olması gereken insanların güç ve iktidar kavgası içerisine girerek, insanların birbirlerine bu yaptıklarına neden olması ve eğer internet ortamında yayınlananların yüzde biri, bir tanesi bile doğruysa gerçekten kabul etmek mümkün değil. Ben bir an önce bu trajedinin sona ermesini diliyorum.'' Diyanet İşleri Başkanlığı olarak Hatay'da bulunan Suriyelilerin yaşadığı çadırkent’te insanların ibadet imkânlarını kolaylaştırmak için birtakım çalışmalar içerisine girdiklerini, öncelikle iletişimi sağlamak için din görevlilerinden 25 kişiyi orada tercüman olarak görevlendirdiklerini vurgulayan Görmez, bu tercümanlar aracılığıyla onların taleplerinin alınıp Hatay'daki yöneticilere ilettiklerini kaydetti. Görmez, ''Bir de cuma namazları ve diğer namazlarını rahatlıkla kılabilmeleri için büyük çadır mescitler kuruyoruz. Çadırkentin muhtelif bölgelerinde. Şimdilik bizden istenen ve beklenen bunlar ama ileride başka yardımlar istenirse ülkemize konuk olarak kabul ettiğimiz bu insanlara karşı her türlü vazifeyi yerine getirmeye hazırız'' şeklinde konuştu.