Meme Kanseri Ve Meme Cerrahisi

Meme Kanseri Ve Meme Cerrahisi

Meme Kanseri Ve Meme Cerrahisi

Meme kanseri, kadınlarda en çok görülen ve görülme sıklığı gün geçtikçe artış gösteren bir kanser türüdür. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan araştırmalara göre, kadınlarda görülen kanser hastalıklarının yaklaşık %25’ini meme kanseri oluşturmaktadır. 

Meme kanseri sıklığında gün geçtikçe gözlemlenen artışa rağmen, tedavi konusunda etkin ve güncel çalışmalar ile bu hastalıkta uygulanan  tedavilerin başarı oranı da aynı doğrultuda artış göstermektedir. Meme hastalıklarındaki, erken tarama yöntemleri ve yapılan araştırmalar doğrultusunda güncellenen tedavi yaklaşımları, meme kanserine karşı etkin ve başarılı tedavi yöntemleri ortaya koymaktadır. 

Meme Cerrahisi Nedir?

Meme cerrahisi; memede söz konusu olan kitlelerin tespiti, biyopsisi, kesin tanısının konulması, çıkarılması ve çıkarılan tümör sebebiyle oluşan boşluğun doldurulması gibi işlemlerin genel adıdır. Ayrıca meme kanseri hastalarında, bölgesel lenf bezlerinin kontrol edilmesi ve tespit edilen kanserli lenf bezlerinin çıkarılması işlemleri de meme cerrahisinin işlevleri arasındadır. 

Meme cerrahisi işlemlerini şu şekilde sıralayabilmekteyiz;

  • Memede bir kitle fark edilmesi durumunda, bu kitle titizlikle değerlendirilmekte ve gerekli muayeneler ve yapılan tetkikler doğrultusunda bu kitlenin ne olduğu ortaya konulmaktadır. 
  • Yapılan değerlendirmeler doğrultusunda, içerisinde sıvı bulunan basit bir kist gözlemlendiği zaman, her ne kadar bu kitlenin çıkarılmasına gerek duyulmasa da, düzenli olarak takibe alınmakta ve belli bir büyüklüğün üzerine çıktığında ultrason eşliğinde iğne ile aspire edilerek boşaltılmaktadır . 
  • Büyük boyutlara ulaşmamış ve yapılan tetkikler sonucunda iyi huylu olduğundan emin olunan fibroadenom, hamartom, lipom, gibi meme tümörleri takip edilmektedir. 
  • Genç kadınlarda en sık gözlemlenen iyi huylu tümörler olan fibroadenomlarda, şekil düzensizlikleri ve hızlı büyüme tespit edildiği zaman zaman kaybetmeden biyopsi gerçekleştirilmektedir. 
  • Şüpheli görülen tümörlerde yine iğne biyopsisi yöntemi ile patolojik inceleme gerçekleştirilmekte ve  gerekirse  çıkarıltılarak patolojiye gönderilmektedir. 

Meme Cerrahisinde  Biyopsi Yöntemleri

Meme hastalıklarında en önemli unsuru erken teşhis oluşturmaktadır. Bu bakımdan meme bölgesinde şüphe uyandıran lezyonların kesin tanısı için biyopsi son derece önemlidir. Dokunun bir kısmının çıkarıldığı; insizyonal biyopsi denilen biyopsi artık memede kullanılmayıp olup, bunun yerine sıklıkla USG eşliğinde lokal anestezi altında, özel bir cihaz ve iğne ile yapılan “Tru-cut”denilen biyopsi veya genel anestezi altında kitlenin tamamının çıkarıldığı eksizyonal biyopsi yöntemi kullaılmaktadır. 

Meme Cerrahisinde Multidisipliner Yaklaşım

Meme hastalıklarında uygulanan multidisipliner yaklaşım, tarihte ilk kez 1973 yılında hayata geçirilmiştir. Multidisipliner yaklaşım; meme hastalıklarında hastanın tanı ve tedavi sürecinde, hastaya en uygun ve bireyselleştirilmiş tedavi modalitesini saptama esasına dayanmaktadır. 

Meme kanserinde multidisipliner yaklaşım kavramı; Meme Cerrahisi, Radyoloji, Tıbbi ve Radyasyon Onkolojisi ile Patoloji başta olmak üzere, birçok uzmanlık dalından uzmanların bir araya gelerek hastayı irdelemeleri ve bunun sonucunda hasta ile ilgili en uygun bireyselleştirilmiş tedaviyi  müştereken saptamaları prensibini içermektedir.Meme hastalıklarının özellikle tanı aşamasında, meme cerrahı ve radyoloji uzmanının birlikte hareket etmesi oldukça önemlidir. Meme hastalıklarının tanısında önemli bir yere sahip olan radyolojik tetkikler ve bu tetkiklerin değerlendirilmesi, ancak radyoloji ve meme cerrahisi uzmanlığının iş birliği ile mümkündür. 

Meme Cerrahisinde Meme Koruyucu Tedavi

Meme hastalıklarında, güncel tedavi yöntemleri arasında en sık tercih edilen yöntem olarak karşımıza meme koruyucu tedavi çıkmaktadır. Meme koruyucu tedavi, memede tespit edilen kanser dokusunun çıkarılması sırasında, çevresinde bulunan sağlıklı meme dokusuna olabildiğince az hasar verilmesi esasına dayanmaktadır. Meme koruyucu cerrahiye radyoterapi (ışın tedavisi) nin eklenmiş olması, memenin tamamen alındığı tedavi yöntemlerinde elde edilen başarıya eşdeğer sonuçların elde edilmesini sağladığından, sağlam meme dokusunun olabildiğince korunmasına olanak sağlamaktadır. Bu bakımdan meme cerrahisinde multidisipliner yaklaşım doğrultusunda alınan kararlar gereği gerçekleştirilen meme koruyucu tedavi, meme kanserinde hem fiziksel hem de psikolojik sağlığın bütünlüğünün korunmasını esas almaktadır diyebiliriz. 

Meme kanserinde  uygulanan bir diğer yöntem ise, onko-plastik cerrahi  yöntemidir. Mastektomi yöntemleri ile eş zamanlı olarak ya da ameliyat sonrasında uygun dönemde, kişinin kendi dokuları ile ya da protez kullanılarak yeni bir meme yapılabilmektedir. Bu durum rekonstrüktif  veya onko-plastik cerrahi adını almaktadır. 

Bu yöntemde; memede kanserli dokunun tespiti sonrası, meme cerrahı plastik cerrahi uzmanı ile birlikte hareket ederek memenin hem tümörden temizlenmesini ve hem de estetik görüntüsünün bozulmaması sağlamak amacıyla aynı seansta birlikte birtakım cerrahi müdahaleler gerçekleştirmektedirler. 

Tümörün çıkartılmasının ardından, oluşan boşluk ya kısmi protezi ile veya yandan kaydırılan meme dokusu ile doldurulmakta, memenin içinin tamamen boşaltılması gereken durumlarda ise, meme başı, meme derisi ve halkası korunarak, plastik cerrahi uzmanı tarafından aynı seansta protez uygulanabilmektedir. 

Memenin tamamen alındığı durumlarda ise geride kalan boşluk yine eş zamanlı veya daha sonra sırttan veya karından getirilen kas ve deri gibi dokuları içeren greftlerle doldurularak, memenin estetik görünümünün korunması sağlanmaktadır. 

Onkoplastik meme cerrahisinde uygulanan yöntemler sayesinde,  memede birden fazla sayıda  kanser odağının bulunduğu durumlarda bile memeyi almadan kanserli dokular çıkartılabilmekte ve memenin korunması sağlanabilmektedir.

Meme Cerrahisinde Sentinel/ Bekçi Lenf Bezini Bulma Yöntemi

Erken aşamadaki kanser durumlarında bu yöntem sayesinde tüm koltukaltı lenf bezlerinin temizlenmesine gerek kalmamakta ve çok daha az hasarla ameliyat tamamlanabilmektedir., Bu yöntemde ameliyatın başlangıç aşamasında meme başından mavi boya ve radyo aktif madde uygulanarak, koltuk altı bölgesindeki ilk lenf bezine ulaşılarak çıkarılmakta ve patoloji uzmanı tarafından incelenmesine olanak sağlanmaktadır. Bekçi lenf düğümünü ameliyat sırasında inceleyen patoloji uzmanının değerlendirmesi doğrultusunda, kanserli hücrelerin bu bölgeye ulaşmadığının tespit edilmesiyle, koltuk altında bulunan diğer lenf bezlerinin alınmasına gerek kalmamakta, böylece koltuk altında bulunan bütün lenf bezlerinin alınmasının önüne geçilmekte ve kol bölgesinde lenfödem gelişme ihtimali de azaltılmaktadır. 

Meme Cerrahisinde Mastektomi Yöntemi

Meme bölgesinde, kötü huylu ur (kanser)  tespit edilmesi durumunda, kitle memenin büyük bir bölümünü (3’te 2’si veya yarısını) kapsıyor ise  memenin tamamının üzerinde bulunan cilt ve meme başı ile birlikte alınması söz konusu olabilir; bu işlem “basit mastektomi” olarak adlandırılmaktadır. Kanserli dokunun meme boyutlarına göre çok büyük olmadığı durumlar da eğer hasta radyoterapi almak istemiyorsa veya  memenin tümünü içeren meme odaklı kanser dışı hastalıklarda da basit mastektomi uygulanabilmektedir.

Meme hastalıklarında meme cildinin korunması, meme başı ve meme dokusunun çıkartılması yöntemi “subkutan mastektomi” olarak adlandırılmaktadır. Subkutan mastektomi, rekonstrüksiyon ve protez uygulamasıyla eşzamanlı uygulanabilmektedir. 

Memenin, meme cildi ve meme başı ile birlikte koltuk altında yer alan lenf düğümleri ile birlikte çıkarılması işlemi “modifiye radikal mastektomi” adını almaktadır. Modifiye radikal mastektomi ameliyatı; koltuk altı tutulumunun gözlemlendiği vakalarda uygulanmaktadır.. 

E-Bülten’ e kayıt olarak en yeni haberler, duyurular ve güncellemelerden ilk siz haberdar olabilirsiniz...